19 Haziran 2017 Pazartesi

Okudum Bitti- 83: Kutudaki Son Kibrit Çöpü || Şehrin Delikanlısı




              Kitap seven herkese merhaba. Günün kitabı İnstagram 'da bir dönem gözüme çarpan kitaplardan biri olan Kutudaki Son Kibrit Çöpü. Birkaç yorum görmüştüm hakkında ama tanıdığım fikrine güvendiğim kimsenin okuduğunu görmeyince merakla başladım.  Hatta ilk başlarda kitaptaki baba figüründen dolayı derin düşüncelere daldım. Hiçbir benzer yönü olmasa da kötü baba kavramının değişik örnekleri olduğu için kitap bana daha bir dokunur diyordum. 

              Ama hiç de öyle olmadı. Öncelikle diğer tüm kitaplarda da olduğu gibi kişisel fikrimi rahat rahat söyleyebileceğim bir alan olduğu için blogum kimse alınıp kızmasın. Kitapta emeği olan herkese saygım sonsuz. Ama işte o kadar çok ama var ki... Kitabı hiç sevmedim net. 


         Yazarımız kitabın 335. sayfasında şöyle demiş:

'' İnsanlar bunu okurken bambaşka şeyler düşünecekler. Umursamıyorum. Düşünecekleri şeyleri ben onlardan önce zaten düşünüyorum. Ukalalığımın sınırına gelmesem, düşüncelerini de yazardım. Ama bu düşünceleri onlara söylediğim için, 'Hayır hayır, ben öyle düşünmüyorum,' diyerek düşüncemi okuyunca geliştirecekler. O yüzden bunu onlara bırakıyorum. Bu kitap cinselliği anlatmıyor. Aklını bacak arasından çıkar önce bir. Bu kitap doğrunun ve yanlışın buluştuğu nokta. Bu yazılanlar nefes alıyor, seninle birlikte oturuyor, seninle birlikte yatıyor, seninle birlikte uyuyor. Hatta seninle birlikte, bazen senin yerine bile düşünüyor. Egomun sınırındayım bu akşam. Biraz idare ediver ve bana uyuz olma lütfen...''


          Ama 'uyuz olmamak' mümkün değil. Bu kitap cinselliği anlatmıyor demiş, işte bakış açısı... Kitap rahatsız edecek çoklukta cinsellik içeriyor. Rahatsız edici bir ifade hakim zaten. Belki benim beklentimden kaynaklıdır. Şiddet uygulayan bir baba, etkisiz bir anne, ziyan olan yıllar... Belki daha yapıcı şeyler çıkardı. Yazılma amacı o olmayabilir, amacını da bilmiyorum zaten. Ve kesinlikle yetişkin olmayan çocuklarınıza böyle şeyler okutmayın lütfen. Tacizler, okul gezilerinde cinsel ilişkiler, içkiler, küçük yaşta yetişkin komşularla iş pişirmeler, toplu taşıma araçlarında fort çekmeler, lezbiyen arkadaşlar... Bunlar sadece bir an yazarken aklıma gelenler. Bolca argo, küfür de cabası. Hem de en bayağısından. 





      Okuyup da seven varsa kusura bakmasın. Herkesin fikrine saygı duyarım. O kadar. Bu fotoğrafı da kitabı bitirince çektim. O kadar nahoş duygular bıraktı ki bende en sevdiğim mum ve abur cuburlarla biraz huzur bulabilir miyim çabası... 

Kitapta sevdiğim nadir cümlelerden iki örnek bırakıp kaçayım. :)



'' İnsanın öz güveni ailede başlıyor. Çocuk ne kadar sıkı kurallarla büyürse, o kadar kendine olan güveni azalıyor.''



''Geçmişte yaşadıklarımız ve yaşattıklarımız. Hissettiklerimiz ve hissettirdiklerimiz. Hissettirdiklerimizi peşimize taktığımız bir şarkı sadece hayat. Her gün tekrar çalan bir şarkı.''



Bir de sık sık, 'Neyse konumuz bu değil'ler vardı . Onlara da sinir oldum.


DOKUZ YAYINLARI

Kasım 2016
422 Sayfa